29 nisan 2016
-
yıl içinde bir gün.
burada mıyım ? bilmiyorum. yaşıyor muyum hala ? bilmiyorum.
tanrım, ellerini hissetmek istiyorum. tüm vücudumu sar ve beni, isa gibi yanına al. hiçbir şeyden haz almıyorum. sadece, buralardan göçmek istiyorum. biraz daha gülmek istemiyorum, ağlamak, yaşamak, sevilmek istemiyorum. bilmek istemiyorum, düşünmek de. anlatmak istiyorum içimdeki her şeyi. ama kimse dinlemiyor. dinlese de anlamazdı, gerçi. bazen, ben bile kendime yabancılaşıyorum. bunları konuşan sen misin, yoksa içindeki sokrates'i mi bıraktın dışarıya ?*
bozuk plak gibiyiz. zamanın içine sıkışmışız sanki. yerimizde sayıyoruz, farkına varamıyoruz ve sonra:
- ha hayt, bugün ne güzel bir gündü mösyö, değil mi ?
+ evet. öyleydi madam, öyleydi.
~ yarın nasıl olacak peki ? ben size söyleyeyim. yarın da aynı olacak.
- neler saçmalıyorsunuz?!
~ sakin olun madam, size kızmıyorum. gerçekleri duymak herkesi korkutur.
sonsuzluğu hissetmek, yaşamak istiyorum. ama buna gücüm yetmiyor. yalnızım. bir yerlerim hep eksik. tamamlanıp mükemmelliğe ulaşmak istemiyorum, sadece birleşebileceğim parçayı arıyorum. ruhumu zincirlerinden koparıp, özgürleştirmek, ölümsüzleştirmek istiyorum ve bunu, sadece hissetmek istiyorum. kendimi tatmin etmek için hissettirmek değil.
gündüzün karanlığında gecenin aydınlığını görebiliyorum.
- alfred! edebiyat mı yapıyorsun?
+ hayır efendim, siz edebiyatı sevmezsiniz. çünkü o, duyguları sömüren sülüklerin işidir.
- işte benim alfred'im!
+ teşekkürler efendim.
gülünüz insancıklar, gülünüz. doyasıya gülünüz, ölesiye gülünüz. her şeye gülünüz.
biraz sülük ister misiniz?
+ efendim! şiir sever misiniz ?
- sevmem alfred, ama onlara muhtacız, edebiyata muhtacız.
+ benden size bir şiir efendim.
- dinliyorum alfred.
"bir ölüden farklıyım biraz, bu gece
cennetin arka bahçelerinde dolaşıyorum
eşsiz bir müzik geliyor kulağıma, çok uzaklardan
hiçbir şey anlatmıyor martılar, üç beş çığlıktan başka
kimse konuşmuyor.
bir uçurumun kenarındayım, bu gece
sonu gözükmüyor.
atlasam ölür müyüm? bilinmez.
şimdi, her şeye başladığım yerdeyim,
bir ölünün mezarı başında.
çığlık çığlığa suratlar,
kana susamış birkaç boşluk,
ve kavuşamamış bir çift kirli el.
nedendir, bilmiyorum ama durduramıyorum bunu
bitmeyen yalnızlıklar içimde,
duvarda bir sinek dinliyor söylediklerimi
birkaç damla gözyaşı akıyor kanatlarına doğru
taşıyamazsın bu yükü küçük dostum
taşınmaz, biliyorum.
her yanım dolup taşıyor,
bitmeyen bir öfke gibi, bu gece
bir günahkar ağlıyor kaldırımlarda
unutulmuş, üstüne basılmış bir günahkar.
susmayan bir şarkı gibi, bu gece
göğsümde bir ağrı, bir var bir yok
bir seziş içimde,
birkaç küfür karanlığa süzülen
ağzımdan.
sessiz bir çocuk var içimde
vur onu!
öldür onu!
bu gece."
- güzelmiş alfred. ama kimse seni duymayınca bir önemi kalmıyor.
+ siz duydunuz ya efendim. daha fazlasına gerek yok.
- ah alfred'im... senin gibi olmak isterdim. senin gibi...
tümünü gör